13 Mart 2026 tarihinde Tokat-Erbaa merkezli meydana gelen sarsıntı, komşu şehir Samsun’da zemin güvenliği ve deprem hazırlığı konularını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Jeofizik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Özcan Özen, yaşanan depremin ardından Samsun’un zemin yapısına dair hayati değerlendirmelerde bulundu.
Başlıklar
Samsun Sarsıntıyı Neden Bu Kadar Uzun Hissetti?
Jeofizik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Özcan Özen, merkez üssü Tokat’ın Erbaa ilçesi olan 5.6 büyüklüğündeki depremin Samsun’da, özellikle alüvyon tabanlı arazilerde oldukça belirgin hissedildiğini vurguladı. Özen, sarsıntının uzun sürmesinin temel nedeninin, zemin büyütmesi ve rezonans etkisi olduğunu ifade etti.
Zemin Yapısı ve Sismik Veriler
Özen, depremin meydana geldiği Erbaa havzasının, sismik aktivitesi oldukça yoğun olan Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Orta Karadeniz segmentlerinde yer aldığını belirtti. Ana şokun ardından bölgede yaklaşık 65 artçı sarsıntının kaydedildiğini açıklayan Özen, bu hareketliliğin kuzey-kuzeybatı yönünde, yani Samsun’a doğru bir dağılım sergilediğine dikkat çekti. Depremin merkez üssünün Samsun’a kuş uçuşu mesafesinin yaklaşık 68 kilometre olduğunu hatırlatan Özen, ilk sarsıntı sonrası azalarak devam eden salınımın yaklaşık bir dakika sürdüğünü belirtti. Bu durumun, düşük frekanslı yüzey dalgalarının Samsun’un suya doygun alüvyal zeminlerinde büyümesinden kaynaklandığı aktarıldı.
Sıvılaşma Riski ve Mühendislik Uyarıları
Zemin özelliklerinin deprem dalgalarıyla rezonansa girmesinin tehlikelerine değinen Özcan Özen, şu ifadeleri kullandı: “Sarsıntı süresinin bu denli uzun olması, bölgedeki geoteknik değerlendirmelerin yalnızca statik veya basitleştirilmiş yaklaşımlarla değil, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği normlarına uygun olarak dinamik çevrimsel yükleme koşullarına göre yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Depremin PGA değerinin bölgesel olarak düşük seyretmesi sahayı sıvılaşma riskine karşı güvenli kılmaz. Zira sarsıntı süresinin 1 dakika gibi uzun bir süreye yayılması, zemin tabakalarındaki çevrimsel gerilme sayısını dramatik şekilde artırır. Kumlu matris içerisinde hızla yükselen boşluk suyu basıncı, efektif gerilmeyi sıfıra yaklaştırarak sıvılaşma tetikleme potansiyelini son derece tehlikeli boyutlara taşır. Zemin dinamiği prensiplerine ve güvenli mühendislik tasarımlarına bağlı kalmak kamu yararınadır.”
AFAD sismik ağ verilerini ve saha gözlemlerini referans gösteren Özen, Tokat-Erbaa depreminin, uzak mesafeli sığ sarsıntıların kalın alüvyon birimlerdeki kinematik etkisini açıkça kanıtladığını sözlerine ekledi.
Gelecekteki Büyük Depremler İçin Ciddi Uyarı
Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun geçmiş dönemlerde 7.0 büyüklüğünde yıkıcı depremler ürettiğini hatırlatan Özen, Samsun için şu kritik uyarıda bulundu: “5.6 gibi orta büyüklükteki bir depremde dahi Samsun’un alüvyon ve gevşek zeminlerinde gözlemlenen uzun süreli sarsıntı ve zemin büyütmesi, gelecekte yaşanabilecek olası büyük ana şoklar için yapısal ve geoteknik açıdan çok ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, geoteknik projelerde jeofizik yöntemlerin uygulanması ve dinamik verilerin sürece dahil edilmesi zemin davranış modellerinin yeniden kalibre edilmesi için kapsamlı analiz çalışmalarının acil konusunu oluşturmaktadır.”
Konuyla ilgili diğer tüm ayrıntılara Samsun Gazetesi üzerinden ulaşılabileceği bildirildi.
Muhabir: BUSE ALKAN

